- 04 Şubat 2012 Cumartesi
- Ana Sayfa
- Günün Haberleri
- Foto Galeri
- Video Galeri
- Arşiv
- Sitene Ekle
- Anasayfam Yap
- GÜNCEL
- SİYASET
- EKONOMİ
- SPOR
- YAŞAM
- ASAYİŞ
- EĞİTİM
- SAĞLIK
- MAGAZİN
- KÜLTÜR SANAT
- TEKNOLOJİ
- TÜRKİYE
- DÜNYA
- FOTO GALERİ
Nevzat Arslan / yazar


Benim muhtarım işini bilir
Rahmetli dedemin anlattığına göre 1948 yılında köy muhtarı Koca İbrahim Sağlık istifa eder ve ihtiyar heyetinin birinci azası Ahmet Arslan’a muhtarlık görevi verilmiştir. O yıllarda muhtarlık seçimi üç yılda bir gerçekleştirilirdi. Deri kılıf içindeki muhtarlık mührünü yeleğinin cebine koyar, gerektiğinde “huh,huuh” diye üfürüp, nemlendirerek mühür basmaya başlar. Hoşuna gittiğinden mi, köylünün de isteğinden mi sonraki dönemde de aday olur ve kazanır. Böylece dedem bir buçuk dönem muhtarlık yapmıştır. Bir de kara atı vardır ki namlı bir at olmuştur. Araç ve yolun olmadığı bu dönemde muhtarın kara atına tam 27 gelin binerek damat evine-çadırına- getirilmiştir.
Bostan kesiğindeki dedemin çadırına ikindi vaktinde muhtarı soran, kılığı efendiden bir adama benzeyen görevli çıkagelir. Bu kişi tahsildar olduğunu köyün bütün sürülerinin toplanmasını ve sayım yapacağını söyler. Genç Türkiye Cumhuriyeti yoksuldur, ikinci cihan harbi başlamıştır. Devlet hayvan sayısına göre vergi almaktadır. Eli çantalı tahsildar Hasan Efendi yabancıları değildir. Bekir Beyin oğlu olup, aynı zamanda ninemin de Elif Teyzesinin oğludur. Muhtar Ahmet, tahsildar Hasan Efendiye köyün hududunun çok geniş olduğunu, bu dar zamanda bunun mümkün olamayacağını söyler. Ancak ertesi günü sayım yapılabileceğini aktarır. ”Yarın sayım yapalım” teklifine kızan tahsildar, ”hemen derhal” diye sertçe karşılık verir. Restleşirler. Öyle ki, iki tanıdığın birbirine üstünlük taslamasına dönüşür.
Hani derler ya; adamın affedersiniz bir eşek saati, bir de eşref saati vardır. Dedem ile tahsildarın eşref saatinde olmadıkları bir vakittir.
Muhtar,
-Y…… Sayarsın o zaman.
Tahsildar,
-Ben sana gösteririm,
Diyerek ortadan kaybolur.
Bir gün dedeme bir mahkeme celbi ulaşır. Celbi alır, Bozdoğan kazasında tanıdığı arzuhalciye (Davavekili) danışır. Arzuhalci kâğıdı inceledikten sonra,
-Muhtar, sen tahsildara bilmem neyimi sayarsın demişsin. Bu suçtur, ceza alırsın.
-Eeee! ne yapalım o zaman?
-Ben sana istida yazacam, onu söyleyecen o kadar.
Mahkemeye çıkmışlardır.
Tahsildar Hasan Efendi söz alır;
-Muhtar sayımı yaptırmadı, hayvan kaçıracaktı, … Sayarsın diyerek küfür etti hâkim bey,
Diyerek sözünü bitirir.
Muhtar;
-Efendim, o gün akşamın bu dar vaktinde köyün sürülerini toplayamam, yarın sayalım dedim, kızdı ve gitti. Yarını başka bir türlü anlamış galan. Bizim köyümüzün hududu çok büyüktür. Kendisi de çok iyi bilmektedir.
Hâkim tahsildara döner ve sorar,
-Muhtar, köyün sürülerini yarın toplarım dedi mi?
-Evet, efendim ama hayvanları tam saydırmayabilir, eksik göstermek için birazını saklayabilirdi.
Hâkim,
-Ama efendim, köylüye ve de muhtara karşılıklı yardımcı olmak gerekir. Değil mi ama efendim?
Hâkim, bir muhtarın, ifadesine, bir tahsildarın dilekçesine bakar ve sonra iki kâğıdı eline alıp sallamaya, söylenmeye başlar.
“Yarın sayarsın, … Sayarsın, yarın sayarsın, … Sayarsın. Karar… BERAAT diye bağırır.”
Tahsildar Hasan Efendi bakakalır.
***
Dedem arzuhalciye teşekküre gittiğinde Bozdoğan ilçesinin köylüklerinden iki muhtarın köy meselesi nedeni ile kavga ettiklerini, hakarete dönüşen bir tatsızlık olduğunu görmüştür. Muhtarlardan birisi ile aynı arzuhalcide karşılaşırlar. Dedem kulak misafiri olur. Arzuhalci, Bozdoğanlı köy muhtarına haksız olduğunu, işinin çok zor olacağını anlatmaktadır.
Muhtar,
-Hâkime bir oğlak göndersek nasıl olur?
Arzuhalci,
-Amanın sakın ha! Adam rüşvete karşıdır. Çıranı yakar âlim Allah.
-….
Dedem, daha sonra o muhtarla tekrar karşılaşır. İşlerinin ne âlemde olduğunu sorar.
Muhtar memnun bir ifade ile hâkime bir oğlak gönderdiğini böylece derdinin hallolduğunu anlatır.
Dedem şaşırmıştır,
-Hani hâkim rüşvetçi düşmanıydı, nasıl oldu bu iş?
Muhtar gülerek anlatmaya başlar,
-Oğlağı kendi adıma değil, karşı köyün muhtarı adına gönderdim. İş, anlaşılıp soruşturulana kadar bizim iş oldu da bitti maşallah.
-…
***
Bu satırları yazarken aklıma geldi. Rahmetli Turgut Özal,
“Benim memurum işini bilir.” Demişti ya.
“İşte bizim muhtarımız da işini bilir.”
Demekten başka söyleyeceğimiz olamaz herhalde…
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

- Künye
- |
- İletişim
- |
- Ziyaretçi Defteri
- |
- Sık Kullanılanlara Ekle
- |
- Copyright ©2008 Aydın Net Haber
Yazılım: CM Bilişim
