Aydın18 °C

Mehmet Genç / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Caprice...

Yatak kapasitesi bakımından Türkiye’nin  ikinci büyük oteli nerededir?

a-) Çeşme’de    b-)Bodrum’da  c-)Akbük’te  d-) Kuşadası’ında  e-) Marmaris’te

      …………………………………………………………………………………

 

Turizm dünyası ile pek ilginiz yoksa, ya da bilhassa gidip görmedinizse  doğru yanıtı bilememiş  olabilirsiniz, kendinizi af edin gitsin. Doğru cevap (c) şıkkı olacaktı.

 

Sahi bu AKBÜK nerede? Sorusa dönelim: Aydın’a 106 km, Yenihisar’a (Didim) 13 km  uzaklıkta, Bafa Gölünün hemen alt tarafına düşen yosun gözlü bir yosmanın göz rengini andıran  bir körfezle karşılaşırsınız, işte burasıdır Akbük…

 

Gündeme getireceğim konu gereği bu körfezin tarihçesine şöyle bir göz atmak gerekiyor. İnternette antik kent TEICHIUSSA’yı  araştırdığınızda (M.Ö:350-400)  karşınıza gene bugünkü  AKBÜK  çıkacaktır. Körfez içindeki iki adada ve  Bafa Gölü kenarlarında, hatta bugün bile gölün içinde kalıntılarını  görebileceğiniz  bu antik kent  Akbük ve Bafa Gölü etrafında kurulmuş, zaman içinde diğer antik yaşam alanları gibi kaybolup gitmiştir. Arkeolojide ‘grap’ olarak bilinen yanaşık düzen anıt mezarlara örnek gösterilebilecek tek antik kent olduğu belgelerde sabittir. 1980 öncesine kadar bu antik mezarlar net şekilde görülebilir durumdaydı. Şimdilerde  göremezsiniz. Neden mi? Çünkü, bu antik mezarların üstüne yan yana dört tane otel yapılmış durumda. Bunların en büyüğü ‘Caprice’  otelidir.

 

Akbük’te yaşı elliyi aşan herhangi birine sorduğunuzda bu antik mezarların yerleri konusunda yüzeysel bilgi sahibi olabilirsiniz. Tüm bunlara rağmen bu antik devasa mezarlar halen görülür durumda mıdır? Hayır sizler göremezsiniz. Tüm ört/baslara rağmen rehberiniz ben olursam bu dev otellerin birinin ön tarafında birkaç dev mezarın halen görünmesi olasıdır!

 

Peki bu Caprice Oteli kimin?  dediğinizi duyar gibiyim. Yabancı sermaye ile kurulmuş falan değil, vallahi ne İsrailliler ne de İngilizler var bu işin içinde. Siirtli bir vatandaşın; yani; JET FADIL lâkaplı Fadıl Akgündüz’ün.

 

Alnında ‘TÜRKİYE’NİN LÜKSÜ’ yazan  CAPRICE, şu bizim bildiğimiz ‘Kapris’ anlamlı kelimenin Latin kökenlisi… ‘Jet Fadıl’ olarak bilinen bu sayın kişi anımsayacağınız üzere;  gazeteci yazar Emin Çölaşan’ın teklifini kabul edip bir zamanlar açık oturuma çıkmıştı. Çölaşan tarafından rezil edildiğini anlayınca  elindeki kalemle  bir araba resmi çizmiş ve çizdiği araba resmini seyirciye göstererek “Sadece şu resimdeki arabayı göstererek Almanya’daki işçilerin % 90’nına araba satarım” diyen zatı muhteremin ta kendisidir. Sermayesinin kaynağı hakkında bu örnek yeterli bilgi veriyor olmalı,öyle değil mi?

 

Vergi kaçırmaktan hakkında tutuklama kararları olduğunu, hatta tutuklandığı şeklinde haberleri basından anımsarsınız.Caprice otel sahibi veya bağlı bulunduğu şirketin kârı öylesine fazla ki,bir yenisi İstanbul’da boğaza hakim bir tepede yeşil sermayenin emrine sunulmak üzere. Siirt’in özellikle ilçeleri; Eruh,Beytüşşebap,lice…gibi  terörün başkenti olduğunu bilirsiniz.Bu ilde sadece elektrik kaçağının % 67.5 olduğunu söylersem Siirtli ile ilgili haber özeti yapmış olurum diye düşünüyorum.

 

Nedir bu otelin özelliği derseniz yaz yaz bitmez. Neresinden başlayayım?       Ortadoğu ve Türkiye’deki yeşil sermayenin akıp geldiği, kıştan yer ayırdığı otel buradadır. Üstüne özel uçak inip kalkabilir, denize girmekte olan dev bir gemi görünümündedir. , (şimdi) sit sahası içinde değildir(!) ama arka taraflarındaki tüm yazlık konutların tapularında ’SİT SAHASIDIR’ diye yazar… Bu yüzden yazlık evlerimizi ipotek olarak göstersek bile  kredi alamaz durumdayız.

 

Sizin anlayacağınız, görülen lüzum üzerine sit sahası önden arkaya doğru masa başında kaydırılmıştır. Vatana millete hayırlı olsun!... Bu arada ,(başta anıtlar kurulu olmak üzere)  bu konuda emeği geçen tüm büyüklerime saygılarımı(!) sunmayı bir vatan borcu bilirim.

 

Bir sonraki körfezin adı ÇATLI KOYU. Eskiden ‘Bozbük’ olarak bilinirdi, sordum soruşturdum;çok şükür geçen hafta merakımı giderdim.Abdullah Çatlı denize sıfır üç katlı taş villa yaptırmış buraya. Etrafında hiçbir ev yok, olamaz!…Çünkü bu villa dikildikten sonra arazı birinci derece sit saha kapsamına alınıvermiş. Abdullah Çatlı ile bir zamanlar aynı mekanlarda tatil yapmışız da haberim olmamış.  Halk, “Hu duydun mu, Çatlı burada saklamış” der gibi körfezin yeni adını koyuvermiş;Çatlı Plajı….

 

Bu körfezin şanssızlığı bu kadarla yetmemiş;Akbük köyü bitiminde çam ormanları içinde uzaktan bile görünmeyen 70-80 kişilik triplek yazlık evler vardır.Bu kooperatifin sağına /soluna/ önüne/ arkasına bundan böyle konut yapılamaz!... Bu evler bitince birinci derece sit sahası ilân edilmiş.Tesadüfün böylesine ne denir? Bu sitenin adı PARLEMENTER SİTESİ’dir beyler. Ama halk ‘KOCABAŞLAR SİTESİ’ diye ikinci bir ad takmış. E söyleyene değil, söyletene bak.  “Kocabaşlar” deyince benim aklıma  öküz,inek,manda,eşek…gibi hayvanlar geliyor, sizin aklınıza neler geliyor?

 

Dönelim biz meşhur otelimize. Kadınların denize girdiği yer ve havuz ayrı ayrıdır. Dizden aşağıya inen siyah donlu ve siyah sakallı erkeklerle dolup taşar.  Günde beş vakit ezan okunur. Garajına o siyah cipler sığmaz, taşar dışarıya..Öyle ufak tefek,eski model arabalarla yanından geçerseniz aşağılık duygusu çöker içinize ,utanırsınız altınızdaki arabadan veya arabasızlığınızdan.

 

Şehir suları kesilse bile (ne hikmetse?)  kendi evinde suyun kesilmediğini canlı yayında söyleyen pek muhterem ses sanatçımız sayın  Muazzez Ersoy bu otelden hiç eksik olmaz. İbrahim Tatlıses ’in de sesi duyulur zaman zaman. Geçmişte, hatta günümüzde mazlum rolü oynayanlar bu otelin asil ve âsil  has müşterileridir. Din- iman -Allah sloganına sığınarak  TV programlarında bile hüngür hüngür ağlayanları besleyen yeşil sermayenin tatil yaptığı otel işte burasıdır..

 

Bir zamanlar Hülya Avşar ile Tanju Çolak’ın da kaçamak yeri de olmuştu bu otel. Her ikisi de kocaman hasır şapkalarının altına saklansalar da  bizim çocuklar tarafından keşfedilmişlerdi. Neyse, rafa kaldırılan aşklar değil konumuz.

 

Müşterilere başka otellerde görülmeyen değişik hizmetler sunulur bu otelde,örneğin: mevlit sesini andıran müzik dinlenir. Erkek ve bayanlar ayrı ayrı yerlerde özel öğretmenler eşliğinde sabah jimnastiği yaparlar. ‘Kıbale’ adlı yatla koy gezileri her gün eksiksiz düzenlenir.

 

Peki, tüm bunları nereden mi biliyorum? Çünkü  benim yazlık evim bu otele en yakın bir sitede de ondan biliyorum. Rüzgâr denizden estiğinde, açık havadaki her türlü konser, dini müzik, jimnastik komutları, basket maç hakeminin çıkardığı ses ve alkış sesleri arasında tatilimiz ifa etmekteyiz çok şükür! Hele benim  hanım sabah jimnastik müziğini duymaya görsün,kadın kendinden geçiyor.Gözünü açmadan başlıyor jimnastik yapmaya. Durdur durdurabilirsen; kadın ellisinden sonra bi  tuhaf oldu. Anası oynar da kızlarım durur mu,onlar da başlıyor oynamaya.E ne demişler: “Anasına bak,kızını al’’ Bir buçuk yaşındaki torunum Efe bile oturduğu yerden müziğin ritmine katılmaya başlayınca olanlar oldu,oynak bir aile olup çıktık bu otel sayesinde !

 

Gelenlerin çoğunun araba plakası; Antep, Diyarbakır,Hatay,Konya’ya ait,en çok da Suriye plakalı  arabalar gözümden kaçmıyor. Müşterileri meslek olarak sınıflandırılırsa hacı/sarrafların çoğunlukta olduğunu biliyorum... Velhasıl, şıhlar, ağalar,hacı/ mollalar ve de iki/üç eşli pek muhterem ziyaretçiler bu otelde gönüllerince eğlenirlerken… sen Siirt’te dökülen kana,çoğunluğu egeli  olan canlara yan,yaaannnn!...

 

Belki civar sitedekilerin şikayeti olanlar vardır bu otelden. Ne yalan söyleyeyim benim hiçbir şikayetim yok!.

 

Aynı sitede çok sayıda ev sahibi olan akrabam var, çoğu yurt dışında yaşıyorlar, akılları eserse, fırsat bulurlarsa, ya da izin alabilirlerse yazlık evlerine teşrif ederler. Hepsinin anahtarı bendedir, ricaları doğrultusunda yıllardır  ev kiralama işine atılmış bulunuyorum. Ne var bunda?  demeyin. Kiralık ev pazarlarken acayip şekilde kültürüm arttı. Kültürleşe kültürleşe kültür mantarına döndüm.

 

Sakallı ehli Müslim kiracılarımızın birden fazla eşleri var.Bu otelden iki üç oda tutmak galiba pahalı.belki de oda bulamıyorlardır..Ee, otelde tek odada bir iki tane kadınla yatıp kalkacak değiller ya…Böyle olursa ‘toplu seks’ kapsamına girmez mi,sonra da ‘günah’ olmaz mı? Günah denen bir şey var! Öyle değil mi? Günahtan çok korktukları için çareyi bulmuşlar, nasıl mı?

 

Otele en yakın siteden yazlık bir ev kiralıyorlar, en yakın site bizim site. Yaşısın! diye bağırmak geliyor içimden, hanım bir eliyle ağzımı kapatırken:“On memetten dokuzu çatlak,biri patlaktır, patlağı bana denk gelmiş” diyor. Kim bilir, belki de haklıdır kadıncağız.

 

Evet komisyonculuk yapıyorum. Maliyeye kayıt kuyut yaptırmayan, vergi vermeden komisyoncu olup çıktım.  “Salak mı bu adam ? kendini şikayet ettirecek” dediğinizi duyar gibiyim. “Memur kafalı Kemâl’lerden değilim artık anlayın!” Ne duruyorsunuz, hadi sarılın telefonlarınıza, şikayet edin beni…

 

Hele hele AKP zamanında hepten akıllandım. Bizim eski bekçinin karısına havale  ettim bu işleri. Sizin anlayacağınız aracı firma kullanıyorum. Kömür ocaklarındaki havalandırma sistemi bile özel şirketlere devredilmedi mi,ben de aracı kullanıyorum,ne kızıyorsunuz? Gizli bir patronum ben. Bu civarda kime kiralık ev sorsanız  sizi , benim aracı firmaya getirirler.İnanmayan denesin. Nasıl akıl ama?

 

Benim kiraya verdiğim evlerin kirası özellikle ağustos ayında  iki katıdır. Mal da benim keyif de…İsteyen evlerimi kiralar,istemeyen kiralamaz.Öyle değil mi?

 

Ev(leri)  kiralayan erkeğin akşamdan eve bıraktığı hanım sabah başka, ertesi gün başka olduğunu gördüğüm ilk günlerde resmen salaklaşıyordum. Akşam balkonda gördüğüm kadın ertesi gün gördüğüm kadın olmayışına şaşar kalırdım. Çocuklar da değişiyor kadınlarla. Akıl alacak iş mi bu? Şükürler olsun, sonradan şaşkınlığım bitti!.

 

Bu çok ve sayın muhterem(!) konukların birden fazla eşleri varmış, ben nereden bilebilirdim? A benim kel oğlan beyinli kafam!...Kadınlar sırayla kocasına gittiklerini sonradan anladım. Bu iş parayla değil ki…

 

Sırası gelmişken sormak istiyorum; ben otuz yıldır aynı hanımla idare ediyorum, ya siz? Siz de benim gibiyseniz ;  iki türlü gücünüz mü yok,yoksa aklınız mı kıt?

 

İyi bir Müslüman böyle bir otelde  keyif çatarken hak yememeli!...Hâk yemenin öteki dünyadaki karşılığı bildiklerinden kitaplı kitapsız tüm dinleri hatim edip gelmiş bunlar…Bir kadınla nikahlı,nikahsız diğer kadınlardan doğan çocuklar nikahlı olan kadın üstüne  kayıtlı.Bir bakmışsın nikahlı olan kadın bir yılda üç doğum yapmış …San-ki çakal veya kurt. Hey mübarek kadın!... “Ya bu nasıl oluyor ?” diyen var mı,yok! E bu keyif de yeşil sermayenin! Hakları değil mi?

 

Ana yoldan bu körfeze sapıverdiğiniz köşede  ana hedefi evsiz, barınaksız, yoksul ailelere ucuz ve uzun vadede konut edindirmek olan Toki’in yeni evler yapmakta olduğunu göreceksiniz. Dördüncü blok sıvanıyor bu günlerde. Bir bloğun içine girip gezdim.Pek ferah,bayıldım vallahi….Bloklar önünde koca yazılarla “T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi, Akbük Evleri”   yazıyor.  Şehirlerin kenar mahallelerinde devlete ait arazi kalmamış, denize yakın bir yerde nihayet fakir fukara TOKİ sayesinde bir ev sahip olacak diye düşünmeyin sakın. Ne kadar fakir olsanız da boşuna ağzınızın suyunu akıtmayın!

 

Soruyla başladım, gene bir soruyla bitirmek isterim: Bu yapılmakta olan Toki binalarının  sahiplerin öğrenecek, bir basın toplantısıyla bizlere duyuracak ,gel lan yalancı herif, hele şu mezar yerlerini bana göster!... diyecek olan yürekli bir milletvekili veya bir kültür bakanı  tanıyor musunuz? E öyleyse ne duruyorsunuz.? Ben buradayım.        

 

 

Bu yazı toplam 3744 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Ne yeşil sermayesi
Vatansever
Ne yeşil sermayesi bu adan pkk nın taşeronlarından birisi. Milleti din iman laflarıyla kandırıyor. Millet te burası muhafazakar bir otel diye paralarını buraya kaptırıyor. Uyanın be millet. Devletten çal, milletten çal ondan sonra din iman. Dini kullanmaktan kuldan utanmıyorsunuz Allah tan damı korkmuyorsunuz. Allah sizi bildiği gibi yapsın.
12 Eylül 2011 Pazartesi 11:20
Unutulmasın..
Ali Gündüz
Kendin beşonluksun, ancak soyadın gibi GENÇ yazarım... Seni kutluyorum. Cadı kazanına çomak sokmuşsun.. Ancak yazın eksik kalmış?.. Konu edilen yörenin Didim'in en çok içki satılan yöresi olduğu söyleniyor.. Bundan hiç söz etmemişsin!..
13 Aralık 2010 Pazartesi 17:01
YAZARA
CUMHUR
SAYIN YAZAR YORUMLARA CEVAP YAZMIŞSINIZ.ACABA SİZ BENİM SORUMA CEVAP VEREBİLİRMİSİNİZ.TOKİ EVLERİNİN SAHİPLERİNİN ZENGİNMİ YOKSA İHTİYAÇ SAHİPLERİNE Mİ DAGITILDIGINI.
29 Kasım 2010 Pazartesi 14:17
ÜYE İŞLEMLERİ